KANSER VE OZON TEDAVİSİ

Kanser ve Ozon Tedavisi

Ozon Tedavisi kanser hücrelerinin büyümelerinin durdurulması ve onların öldürülmesi için uygulanan özel bir tedavi şeklidir. O3 veya Ozon, O2’e oranla çok daha az stabildir. O3 O2’ye ve tek oksijen atomuna (O) dönmek için fırsat arar.

Bu oluştuğunda atom halindeki oksijen (O), diğer bir oksijen atomu ile birleşerek tekrar O2 oluşturur. Eğer oksilen atomu bulamazsa çevresindeki diğer moleküllerle birleşir. Bu olaya oksidasyon denir.
Çevresindekilerden bir kısmını öldürür, diğerlerinin de çoğalmalarını durdurur.

Ozonun 13 önemli etkisi

Dr. Frank Shallenberger
Ozonu tıpta kullanan önemli otoritelerden biri (Dr. Shallenberger)

1. Ozon lökosit (beyaz kan hücresi) oluşumunu uyarır. Bu hücreler organizmayı virüslerden,bakterilerden mantarlardan ve kanserden korur.

2. Ozon Interferon düzeyini önemli ölçüde artırır. Interferonlar immün sistemi çok yönlü olarak yönetirler.
Ozon ile gamma interferon düzeyi % 400-900 oranında artabilir. Bu interferon, patojen ve anormal hücreleri içlerine alıp yok eden fagositik hücreleri kontrol eder.
Interferonların, kronik hepatid B ve C’nin, papilloma virüsü tarafından oluşturulan genital siğillerin, saç hücreli löseminin, Kapozi sarkomunun, tekrarlayan multipl sklerozun, ve kronik granülomatozların tedavisinde yararlı oldukları kanıtlanmıştır. Interferonlar, papilloma virüsünen etken olduğu gırtlak tümörlerinin, HIV, kronik myelojen lösemi, Non Hodgkin lemfomu, kolon ve böbrek tümörlerinin, mesane kanserinin, maliğn lemfomaların, bazal hücreli kanserin ve Leismaniasis’in tedavisinde de denenmektedir.

3. Ozon, Tümör Nekroz Faktörü (TNF) oluşumunu uyarır. TNF vücutta büyüyen bir tümör olduğunda üretilir. Tümörün kitlesi büyüdükçe, üretilen TNF de (bir sınıra kadar) çoğalır.

4. Ozon, IL-2 sekresyonunu uyarır. Interluekin-2 immün sistemin köşe taşlarından biridir. T yardımcı hücreleri tarafından salgılanır. Otostimülasyon diye bilinen olayda, IL-2 T yardımcı hücrelerinin reseptörlerine bağlanarak daha fazla IL-2 salgılanmasını sağlar. IL-2’nin başlıca görevi lemfositlerin çoğalmalarını ve farklılaşmalarını sağlamaktır.

5. Ozonun düşük konsantrasyonları bakterilerin çoğunu öldürür. Bakterilerin çok azı %2’den daha fazla ozon içeren ortamlarda yaşayabilirler.

6. Ozon tüm mantarlara ve bu arada sistemik Candida albicans’a, atlet ayağının, saçkıranın etkenine, küf mantarlarına etkilidir.

7. Ozon virüslere karşı değişik şekillerde etkili olur. Virüs parçacıklarına doğrudan etkilidir. Virüsün oksidayona karşı en duyarlı olan bölgesi üreme organıdır. Bu aynı zamanda virüsün hücreye girme yöntemidir. Bu yapı inaktive olduğunda virüs esas anlamda ölmüştür. İnfekte hücrelerin ozona karşı doğal duyarlılığı vardır.

8. Ozon antineoplastiktir. Bunun anlamı yeni doku büyümesini engellemesidir. Çünkü üremekte olan dokular kendilerini ozona karşı koruyacak olan enzimleri üretemezler. Tüm güçlerini yeni hücre oluşturmak için kullanırlar. Kanser hücreleri de hızlı bölünen hücreler olduklarından ozona karşı daha duyarlıdırlar.

9. Ozon arter plaklarının oksidasyonunu sağlar. Arterioskleroza ve atheroskleroza neden olan arter plaklarını eritir. Bu da ozonun büyük hatta küçük damarlardaki tıkanmaları yok etmesi anlamına gelir.

10. Ozon eritrositlerin esnekliğini arttırır, Bu da onun kılcal damarlardan geçişini ve oksijen alışverişini artırır. Ozon tedavisinden sonra eritrositlerin esnekliğinin artması, oksijen düzeylerinde günler hatta haftalarca sürebilen artışları sağlar.

11. Ozon Sitrik asit çemberini hızlandırır. Bu karbonhidratların (glukozun) enerjiye dönüşümünde çok önemli bir adımdır ve hücrelerin mitokondriumlarında gerçekleşir.

12. Ozon antioksidan enzim sistemini daha etkili duruma getirir.

13. Ozon petroşimi ürünlerinin parçalanmasını sağlar. Bu kimyasal maddeler immün sistemi önemli ölçüde bloke edebilir.

Ozon tedavisi güvenli midir?

1980 Mayısında Alman tıp cemiyeti, tüm uygulamaların %37’sini oluşturan 1,044 yanıtı toplamıştır. Buna göre 384,775 hastada 5,579,238 uygulama söz konusudur. İstenmeyen yan etkilerin oranı sadece 0 .000005 olup bunun da uygulayıcı hatalarından kaynaklanmış olabileceği ve ozon tedavisinde dikkate alınmamasının gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ozon Kanser Oksijen Tedavisi – Klinik Araştırmalar / Tetkikler

1980’de Washington Üniversitesi Tıp Fakültesinin St Louis Kadın-Doğum kliniğinde (Luisiana departmanı)Sweet F, Kao M S, Lee S. ve W. Hagar (St Louis Hava kirliliği kontrolörü)bilimsel bir yayın organı olan USA Science dergisinde (Vol 209: 931-933), “Ozon selektif olarak insan kanser hücrelerinin çoğalmasını inhibe eder” isimli araştırmalarını yayınlamışlardır.

Onlar İnsan kanser hücrelerinin, ozon etkisine karşı savunmalarının olmayışının mekanizmasını açıklamışlardır. Akciğer, meme ve uterus kanseri hücreleri çoğalmaları ozonla durmaktadır. Normal hücreler etkilenmemektedir.

Gerçek hastalarda ozonla başarılı kanser tedavisi konulu ilk araştırmalar yukarıda da belirtildiği gibi, Alman Dr. Joachim Varro tarafından 1983’de Altıncı Dünya Ozon Konferansında açıklanmış ve Ozonun Tıbbi Uygulamaları başlığı ile (Ed. Julius LaRaus, Norwalk, Conn. pp 94-5)yayınlanmıştır.

Dr. Varro hastaların iştahının, gücünün ve fiziksel aktivitelerinin arttığını,ağrılarının azaldığını bildirmektedir. Onun ifadesine göre, kemoterapiyi tolere edemeyen, ışınlamaya dirençli, inoperabl kabul edilen olgularda dahi metastaz ve tümörün tekrarlama oranları uzun süre için önemli ölçüde azalmakta, yaşam süreleri uzamakta ve yaşam kalitesi düzelmektedir. Ameliyattan kısa bir süre sonra kombinasyon tedavisi ve ışınlama uygulanan hastaların çoğu, tam gün çalışmalarına geri dönebilmektedirler.

1990’da klinik öncesi Fransız araştırmaları, kemoterapiye dirençli kolon ve meme kanserlerinde ozon uygulanmasının tedaviyi kolaylaştırdığını ve kemoterapiye yardımcı olarak kullanılabileceğini bildirmiştir.

Ozonun kanser karşıtı etkisinin, büyük ölçüde tumor nekroz faktörü (TNF) salgılanmasını arttırması ile ilişkili olduğu konusundaki düşünceleri araştırabilmek için, Siena Üniversitesinde İtalyan araştırmacılar ozonlanmış kanda yaptıkları ölçümlerde, TNF artışının ozonlanmadan hemen sonra en fazla olduğunu saptamışlardır (L Paulesu ve ark. Lymphokine and Cytokine Res. 1991;10(5):409-12).

2004’de Oxford Üniversitesi, İspanyadaki bir kanser araştırma enstitüsünün ozon tedavisi ile ilgili çalışmalarını bildirmektedir. Baş ve boyun tümörleri olan ve tedavisi mümkün görülmeyen 19 hastaya radyoterapi ile birlikte kemoterapi (12 hastaya) ve radyoterapi ile birlikte ozon tedavisi (7 hastaya) uygulanmıştır. Radyoterapi ile birlikte intravenöz ozon tedavisi uygulananlar, diğerlerinden ortalama on yıl daha yaşlı olup tümörleri de daha çok ve daha ileri aşamada idi. Fakat ozon grubunda ortalama yaşam süresi diğerlerine oranla daha uzun olmuştur. Sonuç olarak kanserde ozon tedavisinin daha çok araştırılmasına karar verilmiştir.

Rusyada Nizhni Novgorod State Medical Onkoloji departmanında insanlarda yapılan araştırmalar, ilaç komplikasyonları söz konusu olduğunda ek ozon tedavisinin yararlı olduğunu göstermiştir. Aynı kuruluştaki kadın araştırmacılar meme kanseri olan 52 kadın hastadan 32’sinde sitostatik tedavinin yanısıra ozon tedavisi, 20 sine ise klasik çoklu kemoterapi uyguladılar. Ozon tedavisi uygulananlarda sitostatik tedavinin toksik yan etkilerin daha az, yaşam kalitesinin ve immünolojik parametrelerin daha iyi olduğunu, antioksidan savunma sisteminin aktivitesinde artış izlendiği bildirmişler.

Almanyanın Marburg şehrinde Phillips Üniversitesindeki ve Giessen Üniversite hastanesindeki araştırmacılar 28 Şubat 2008’de tavşandaki squamous hücreli kanserin tedavisinde intraperitonel ozon-oksijen insuflasyonu uygulamışlar ve kanserin tam remisyonunu sağlamışlardır. Ozon uygulamasının in vitro olarak değişik kanser hücrelerinin çoğalmalarını önlediği uzun zamandan beri bilinmektedir. Bu araştırma ozonun in vivo hayvan modelinde etkili ve güvenli olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçları, tıbbi ozon-oksijen karışımının intraperitonal uygulanışında organizmanın kendi anti-tümör immün savunmasının harekete geçtiğini göstermektedir.

Dr.Gerard Sunnen (Ozonik International LLC başkanı) “Eğer araştırmalar, dahili ozon uygulamasının sitokinler ve NK hücreleri gibi immün sistem faktörlerini olumlu etkilediğini göstermekte ise, ozon sadece kanserin değil fakat infeksiyon hastalıklarının tedavisinde de kullanılabilir” demektedir.

Ozon Kanser Oksijen Tedavisi - Klinik Tıbbi Ozon Kullanımı

Ed McCabe, 12 yıldan beri oksijen tedavisi ile ilgili araştırmalarını öğretimini ve yayınlarını sürdürmektedir. Ozon, AIDS ve Kanser konulu yayınlarında Birleşik devletlerdeki ozon tedavisinin tarihçesinden ve ve detaylarından söz etmektedir.

Ozon uygulamasının etkinliği zamanla artar ve bu da uygulama sıklığına (her gün veya haftada) kullanılan konsantrasyonuna, verilen miktara, ve uygulama şekline bağlıdır. Amaç, organizmanın güvenli ve rahat bir şekilde oksijenle “yıkanması” ve detoksifikasyondan yararlanılmasıdır.

Genel kurallar: Tedavi süresince en iyi sonuçlar ozonun günde bir veya iki defa, bilemedin gün aşırı, mL’de 1-80 mikrogram konsantrasyonda (mcg/ml3) uygulanması ile alınır. Bu konsantrasyonda iyi tolere edilir ve absorbsiyonu da rahattır. Bu uygulama sonuç alınana kadar sürdürülür. Hafif hastalıklarda birkaç uygulama yeterli olabilir, kronik hastalıklarda bazen aylarca sürer.

Ozonun çok düşük konsantrasyonları ve miktarları da immün sistemi biraz uyarır ve iyileşmeyi sağlar ancak bu husus tıbbi ozonun gerçek gücü yanında gözardı edilir. Tıbbi uygulamalarda genelde günde dahili olarak 27 mcg/mI ortalama dozda verilir. Daha yüksek dozlar harici uygulamalarda kullanılır. Üst sınır 70 mcg/ml dolayındadır. Daha fazlası tartışmalıdır. Bu konsantrasyonun akciğerlere girmesine asla izin verilmez. Akciğerler havadaki normal konsantrasyonların dışındaki en küçük artışmalar bile karşı çok duyarlıdır.

Kanser oksijen tedavisi uygulayan yüzlerce hekim ve uygulanan binlerce hasta konuştum. Dünya çapında başlıca üç klinik yöntem kullanılmaktadır. Etkilerine göre sıralayacak olursak, ciddi olarak hasta olanlarda en etkili yöntemin kullanılması gerekir. Bunun için de ancak ozon tedavisinde çok deneyimli olan otoritelere sormak gerekir. Hekimlerin çoğunun ozonla ilgili olarak bildikleri fazla değildir.

Otohemoperfüzyon (Ozonlanmış kanın tekrar verilmesi): polyatomic apheresis olarak da bilinir, ozon uygulamasının en iyi şeklidir. Bir koldan alınan venöz kan, vücut dışında 27 mcg/ ml ozonla karıştırılıp süzülür, Bol oksijenlenmiş olarak yine damar yolundan verilir.

Ozon gazının intarvenöz (IV) yavaş enjeksiyonu:Burada hiç hava verilmediğinde absorbe olmayan azot sonunu yoktur. Günde bir veya iki defa bir ince kanülden (Butterfly) saf tıbbi ozon-oksijen karışımı intravenöz olarak dakikada 1 cc. olmak üzere verilir. 27mcg/ml ozonla doldurulmuş 10 cc.lik bir enjektör kullanılır. Uygulama, göğüste veya gırtlakta yanma, öksürük izlenene kadar tekrarlanır, organizmanın doymuş duruma geldiğinin belirtileri izlendiğinde enjeksiyon hemen durdurulur. Güvenlik açısından IV enjeksiyon sırasında ve sonrasında hasta düz yatar, kanser oksijen “ozon” vücuda yavaş ve eşit olarak dağılır.

Bu yöntem otohemoperfüzyona oranla daha agresif ve etkilidir.

Ozonun rektal insufflasyonu: İik yöntemi vardır. Birinde ortalama 1 1/2 litre 27 mcg/ml 03 gazı günde 3 sefere kadar kolona verilir ve iki dakika kadar içeride tutulması sağlanır. Eğer bu kadar uzun süre içeride tutlamazsa tekrarlanır. Tümü çıkana kadar gaz sancısı olabilir. Yeni “Mr. Oxygen” yönteminde ise temizlenmiş kolona biri uzun diğeri daha kısa iki kateter yerleştirilir. Ozon sürekli olarak uzun kateterden verilir, böylece kolonun çevresindeki kan damarlarına difüzyonu sağlanmış olur. Fazlası bir saate kadar süre ile kısa kateterden dışları çıkar .

Kanserden ölmek üzere evine gönderilen pek çok hastanın doğru ozon tedavisi uygulandıktan sonra 5 yıl süreyle yaşadığını çok kere izledim.

Ozon Kanser Oksijen Tedavisi – Bugüne kadar yaşam oranları ile ilgili istatistik yapılmamış 30 yıla yakın bir süreden beri ozon kanser tedavisinde kullanılmaktadır.